KAYBOLAN YILLAR
Bir
kitabın hayatımı bu kadar değiştireceğini nerden bilebilirdim. Hemde yıllardır
evimde, kitaplığımda duran bir kitabın. Bu kitabı o gün tesadüfen açmasaydım ve
içindeki mektubu görmeseydim belkide hayatım boyunca kendimi suçlu
hissedecektim…
Güneşli
bir gündü. Içimde yaşama sevinci olan, kuşların şarkı söylediği müthiş bir
sabah. Kahvaltıda en sevdiğim kıvamda yumurtam ile beyaz peynir bana eşlik
ediyordu. Güzel bir güne başlamanın anahtar kuralı lezzetli bir kahvaltıdır,
aynı benim yaptığım gibi. Biraz da uzun zamandır görüşmediğim Ender’le
buluşacak olmanın verdiği mutluluktu sanırım içimi ısıtan, günümü aydınlatan.
Programı o yapmıştı. Doğrusu bu kadar çok şeyi aynı günde yapabileceğimizden
şüpheliydim. Ancak benim için yanımda Ender olduktan sonra ne yaptığımız
önemsiz bir detaydı.
Müthiş enerjik bir günündeydi, herşey
planlandığı gibi gitti. Sauna, en sevdiğimiz yerde yemek, bisikletle göl turu
ardından hep gittiğimiz gece kulübü, müzik eğlence ve birbiri ardına içtiğimiz
içkiler. Sonrası; sonrası oldukça karanlık. Ne kadar içmişiz, nasıl Ender’in
evine gitmişiz hiç bi zaman hatırlayamadım. Sabah dayanılmaz bir baş ağrısıyla
uyandım. Keşke hiç sabah olmasaydı, hiç uyanmasaydım ve bu kabusu yaşamasaydım.
Ender, yanıbaşımda yatıyordu ama bir terslik vardı, hissediyordum. Uyur gibi
değil de adeta ölü gibi duruyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi ve
titriyordum, eğildim panik içinde
kalbine dokundum. Benim kalbim ne kadar hızlı atıyorsa onun kalbi de o kadar
donuktu. Nasıl polise gidebilirdim? neler olup bittiğini hiç bilmeden ne
söyleyebilirdim?
Kimse o gün benim Ender’in yanımda olduğumu
ve o kadar içmesine engel olmadığımı bilmemeliydi. Öyle de oldu; o gün
yaşanmamış gibi davranmayı ve etrafımı kandırmayı başarmak kolay oldu ancak vicdanımı kandırmak imkansızdı. Acı
gerçek hep peşimdeydi, her an her saniyle
benimleydi.
Yıllar
sonra Ender’in o gün bana verdiği kitabi buldum. Özel bir kitaptı. Dijital bir
saat vardı arkasında. O günden sonra o saat ilerleyeli yıllar olmuştu ama benim
hayatım Ender’in öldüğü saniye durmuştu. Ne saatler ne de yıllar benim acımı
dindirememişti. Doğrusunu söylemek gerekirse bu güne kadar ondan bana kalan son
hatıra olan bu kitabı açmaya hiç cesaret edememiştim. Kitabı açtığımda
Ender’den bir mektup gördüm. Mektupta “kendimi
bilerek öldürdüm, her şey öyle gelişti ama herkes için bu daha iyi olacaktı,
inan bana. Nedenini zamanı gelince öğreneceksin ve bana hak vereceksin. Bugün
yanımda olman çok önemliydi. Sana hem teşekkür ediyorum hem de bu acıları
yaşattığım için çok özür diliyorum. Seni çok seviyorum. Beni hiç unutmaman
dileğiyle” yazıyordu.
Gözyaşları ve hıçkırıklar arasında
yıllardır kalbimin etrafına kenetlenmiş, yıllardır bırakmayan, her gün biraz
daha sıkılaşan o kara pençenin gevşediğini hissettim. Derin bir nefes aldım.
Gökyüzü maviydi. Yorganıma sarılıp uyudum.
Alisa Seneor

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder