3 Şubat 2015 Salı

Bir Öykü

  KAYBOLAN YILLAR


 Bir kitabın hayatımı bu kadar değiştireceğini nerden bilebilirdim. Hemde yıllardır evimde, kitaplığımda duran bir kitabın. Bu kitabı o gün tesadüfen açmasaydım ve içindeki mektubu görmeseydim belkide hayatım boyunca kendimi suçlu hissedecektim…

 Güneşli bir gündü. Içimde yaşama sevinci olan, kuşların şarkı söylediği müthiş bir sabah. Kahvaltıda en sevdiğim kıvamda yumurtam ile beyaz peynir bana eşlik ediyordu. Güzel bir güne başlamanın anahtar kuralı lezzetli bir kahvaltıdır, aynı benim yaptığım gibi. Biraz da uzun zamandır görüşmediğim Ender’le buluşacak olmanın verdiği mutluluktu sanırım içimi ısıtan, günümü aydınlatan. Programı o yapmıştı. Doğrusu bu kadar çok şeyi aynı günde yapabileceğimizden şüpheliydim. Ancak benim için yanımda Ender olduktan sonra ne yaptığımız önemsiz bir detaydı.
Müthiş enerjik bir günündeydi, herşey planlandığı gibi gitti. Sauna, en sevdiğimiz yerde yemek, bisikletle göl turu ardından hep gittiğimiz gece kulübü, müzik eğlence ve birbiri ardına içtiğimiz içkiler. Sonrası; sonrası oldukça karanlık. Ne kadar içmişiz, nasıl Ender’in evine gitmişiz hiç bi zaman hatırlayamadım. Sabah dayanılmaz bir baş ağrısıyla uyandım. Keşke hiç sabah olmasaydı, hiç uyanmasaydım ve bu kabusu yaşamasaydım. Ender, yanıbaşımda yatıyordu ama bir terslik vardı, hissediyordum. Uyur gibi değil de adeta ölü gibi duruyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi ve titriyordum, eğildim  panik içinde kalbine dokundum. Benim kalbim ne kadar hızlı atıyorsa onun kalbi de o kadar donuktu. Nasıl polise gidebilirdim? neler olup bittiğini hiç bilmeden ne söyleyebilirdim?
Kimse o gün benim Ender’in yanımda olduğumu ve o kadar içmesine engel olmadığımı bilmemeliydi. Öyle de oldu; o gün yaşanmamış gibi davranmayı ve etrafımı kandırmayı başarmak kolay oldu  ancak vicdanımı kandırmak imkansızdı. Acı gerçek hep peşimdeydi, her an her saniyle  benimleydi.

 Yıllar sonra Ender’in o gün bana verdiği kitabi buldum. Özel bir kitaptı. Dijital bir saat vardı arkasında. O günden sonra o saat ilerleyeli yıllar olmuştu ama benim hayatım Ender’in öldüğü saniye durmuştu. Ne saatler ne de yıllar benim acımı dindirememişti. Doğrusunu söylemek gerekirse bu güne kadar ondan bana kalan son hatıra olan bu kitabı açmaya hiç cesaret edememiştim. Kitabı açtığımda Ender’den bir mektup gördüm. Mektupta “kendimi bilerek öldürdüm, her şey öyle gelişti ama herkes için bu daha iyi olacaktı, inan bana. Nedenini zamanı gelince öğreneceksin ve bana hak vereceksin. Bugün yanımda olman çok önemliydi. Sana hem teşekkür ediyorum hem de bu acıları yaşattığım için çok özür diliyorum. Seni çok seviyorum. Beni hiç unutmaman dileğiyle” yazıyordu.

Gözyaşları ve hıçkırıklar arasında yıllardır kalbimin etrafına kenetlenmiş, yıllardır bırakmayan, her gün biraz daha sıkılaşan o kara pençenin gevşediğini hissettim. Derin bir nefes aldım. Gökyüzü maviydi. Yorganıma sarılıp uyudum.

Alisa Seneor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder